İP VE İĞNE MASALI

İP VE İĞNE MASALI
İp, iğneden geçince
İpince
Bir iz bıramış peşinde

İğne, ipten gecince
İpince
Bir yara açmış içinde 

İp, iğneyi geçince
İpin ucunu yakalamış iğne
Bakmış ki ip çok ince

İğne, geçince ipi
İpin ucu kaçmış
İp de, iğne de yalnız kalmış masal bitince

Şubat 1, 2008 | Yorum Yaz

İÇ İÇE

İÇ İÇE
 
Gözlerim içinde kestane yanığı bir sabah, kuşlar kanatlarını yıkıyor doğan günle
Ellerimi arıyorum üç odada, bileklerimi bıraktığım yerde buluyorum 
İç içe yalnızlıklar açıyor sesim, Pan’ın kamışına saklanıyorum
Yedi gözüm var. Yedi boğumlu gözüm

Kapı önüne bırakılmış bir fakirlik alıyorum, harmana karışıyor elim
Acımı dağlardan getiriyorum, eski bir alışkanlık pişman değilim
“Özgürlük” sorundur her sabah, akşama bir muşamba çekiyorum çiçekli
Yapboz şiirler bozuyorum, belleğimi bozuyorum
Sözün basılmayan yerinden sesli tüneller kazıyorum

Bilincimin tam orta yerinden bir telefon sesi, irkiliyorum demir sesinden
Trenler hızla geçmeli ve ben sevişmeliyim bütün insanlıkla
Limanı olmalı avuçlarımızın yüzümüz paslanmalı küçük sularda
İrkiliyorum,
Homeros bir İlyada daha yazsın

Dokundum içimdeki adama, taş saltanatlar usulca
Dokundum içimdeki adama, eli mızraklı
Dokundum içimdeki adama, şehvet ve humma
Dokundum içimdeki adama, uyandım

Şubat 1, 2008 | Yorum Yaz

SUSAM KUŞLARI

SUSAM KUŞLARI
 
Paslı bir yüze saplı şimdi bıçak, elimi çeksem açılacak bu dünya
Cevabı ‘evet’ olan sorularda
En geniş baskısı durur hayatın
Mevsim gizli öznesidir çoğu kez gözlerin
Parmaklarımda duran bu kışı kaç kişi bilir
Sihirli bir sözcükle büyüyor şehir, bak! “İstanbul”
Bak! Dut mavisi göklerin görkemi
Sabahın çok olduğu eski bir söz diziminde
Kuşlar havalanıp duruyordu beyaz bir çiçekten

Genzime kadar sokuluyor güneş, arkamı dönsem kaç elma daha düşecek

Rahlesine oturduk usta sohbetlerin ustura göğsüne
Aşka, iskele sarısı bir yalnızlıkta denizi getiriyordu sesim
Memelerinin ucunda susam kuşları
Ben parmaklarımı çekiyordum kibrit duldasından
En geçişli yüklemleriyle kadınlar
Lamı kayıp bir mikroskopta
Rakamlarla tutuyorlardı sevişmenin tarihi

Aynı bardağa bırakılmış bütün gemiler, bir sigara çeksem cebimden bütün batacak

Ellerimi uzunca uzatıyorum
Ellerimi tam göz batımına kadar
Sana çarpıyor parmaklarım
Çokça çocuk olan sokaklarda
Ceplerinde resmi bir geçide duran parmaklarıyla
Bir uçtan bir uca şehri bölüyordu adımlar

Şubat 1, 2008 | Yorum Yaz

KEÇİBOYNUZU

KEÇİBOYNUZU
Sığ sulara düşmüş bir Perşembe, aşkı ikinci nüshasında buluyoruz
Osmanlıdan hayli kabarık iki kümbet, gözümün üzerine açılmış şarap şişesi
Büyüyünce gök, diyelim mavi; çokça tuğla yapmışız saçımız bir jöle gecesi
Sen oluyorsun bütün bir asfalt, gözlerin büyük bir kazanda kaynıyor
Adımlarım ardın sıra İstanbul,

Şekeri bol kaçmış bir dişten
Hızla çekiyorum kendimi, vakit daha demin bileklerime düşmüştü
İkinci bir emre kadar sustum, garson masayı bölüyordu
Yüzümüzde bizi tanımlayan bir cennet

Elleri vardır benim şiirimin, zamansız bir maytap gibi
Kitap okurken ya da kadınlı bir müzik eşliğinde
Öyle uykulu ne zaman geldiğini dahi hatırlamaz
Derken gök açılır, Samos çok erkencidir
Anahtarları bende kalmış

Gülücükler asıyorum yakamdan içeri
Ambalajı yakılmış kaç hediyedir şimdi kelimeler
Usta bir Süreya gelip dayanır denize
Ne zaman sigara yakmışsam

Çokça insanız iki dudak arasına asılmış bir tarihten
Sarhoşluk ise sunulmuş bir anahtardır
Yalnızlığımızı üzerimize kilitlediğimiz
Ve bir yıldızı kırbaçlayınca bu karanlık bu gece
Keçiboynuzu, dişlerimizin arasına
Çokça şeker damlar özgürlük tavından

Şubat 1, 2008 | Yorum Yaz

KIRIK GEMİ

KIRIK GEMİ

Geceye açılmış bir gemiyim sana çarpıyor sesim
İçinde çocukların at bindiği
Kadınların tek tek öldürüldüğü
Eski bir şişeyim gecede.

Baktığım resimlerde kaç adam öldü
Gittiğim şehirler kaç kez yıkıldı.
Öğlen sonrası taze kan
Sokaklarda çocuklar hızlı, bisikletlerin ardına takılmış tahta bacaklar
Köşede bir düdük sesi, (yarını olmasın bu sesin!)
Bisiklet durdu ilk, mavi bir tekerlek, (hiç yakışmadı ona durmak)
Sona bir bir çocuklar, (tanrım ne olur canımı al!)

Önce bulutlar gitti gözlerden, ıslak bir nota seslendi simsiyah
Yağmurlar gitti, ellerimi uzattım çağlayanlar döküldü geceden

Şişe çocuğun elinde
Düştüm, su aldı gemi.

Şubat 1, 2008 | Yorum Yaz

ÇOK AŞKLI SABAH

ÇOK AŞKLI SABAH

Çok aşklı sabahlarda yakılmış sigaralarımın birinde
Gözümün düğümü çözülmüştü
Yalansız bir şarkının vur emri ile söylendiği
Küçük gök yırtılması yağmurların
O kovuklarda boy vermesi üzerine

İkimizin olan bir kilin dökülüşü gibi iki heykelin parmak uçlarından
Zamana yenik

Şubat 1, 2008 | Yorum Yaz

SUÇLU

SUÇLU
 

Beyazın suç ortağı siyadır
Benim suç ortağım aydınlık

Küllerime bulaşmış bir gardan kalkar
Soy kütüğüme işlemiş nakışlı trenler
Parmaklarıma konar sofra kuşları
Bir aydınlık oyulur gece yarıları
Taş bir göğüz üzerine.

Gül büyük buluşudur şairlerin
Benim gülü buluşum yalnızlık

Suskunluk içinde şehrin sokakları
Ellerime gömülü birkaç söz saklarım
Çabucak yorulur gözlerim
On ikiden vurulmuş kuş gibi
Düşer buhurdan bir kayalık üzerine

Şubat 1, 2008 | Yorum Yaz

UMUT

UMUT

Işık oyunlarında sabahın
Gözlerime alışılmış bir güneş geldi
Eski bir kitabın arasında yaktım sigaramı
Yüzüme suyun değişinden annem bildi beni

Uğultulu bir sokağı kovalıyor köpekler
Adımlarıma umursamış bir çocukluk takıyorum
Ellerim cebimde ıslak ağlarını örer gibi balıkçıların
Toprağın ayaklarıma değişinden babam bildi beni

Oturuyorum masanın iki ucunda yanan gazeteler arasında
Dudağıma çevrenin cüzamlı gülüşünü çekiyorum
Dirseklerim kanamış, şölenmiş kiraz ağaçlarında
Boynuma dökülen yangınlardan arkadaşlar bildi beni

Ters doğrultusunda sokağın batıdan doğan güneş gibi
Yürüdükçe batmak için batıya, büyük bir adam takıyorum koluma
Kurulmuş krallıkları var şimdi gökyüzünün
Umudun saçıma değin gelişinden bildim

Bulutlar eğildi denize
Sen olmasan kendimi öldürecektim

Şubat 1, 2008 | Yorum Yaz

DÖRT SİGARALIK ŞİİR

DÖRT SİGARALIK ŞİİR
Şeker dağıtıyorum mısralarıma
Elinde büyük balonları kelimelerimin
Yüksek bir rüzgâr çıkıyor sahipsiz bir mecazdan
Dörtnala duran tahta atlarında bilincin

Tütün uzatıyorum kitaplarıma, esmer bir antikacı tokatlıyor ışıklı bir kadını
Bulutlara denk dumanları var göğsümün, uzun masalarda hatıralar kestik
Alışılmış bir yağmur yağıyor, at yelesinde taranmış senin adın
İpek bir vakitten geçer kamyon sesleri, söz dizimlerinde yoksul bir halk.

Üzüm pişiriyorum bol baharatlı ıslak bir gecede
Cinsel çağrışımları varmış nesnelerin
Kâse neye benziyor, bıçak neyime
Dört duvar arasında im oyunları usta birliklerin

Uzak kalıyorum redif kahkahaların saltanatına
Bütün sıralaması bozuluyor yaprakların
Uğultusu sağır ediyor duvarların, tüfek sergisini geziyor kelimeler.
Dört sigara sıkıyorum bu şiirin içine

Şubat 1, 2008 | Yorum Yaz

HEYKELLER

HEYKELLER
 
İnsanın kendine sürgünüdür heykeller
Bu yüzden gözlerinde
Işık yerine duvar örülüdür

Ve ağladıkça heykeller
Billur yaşlar yerine kristal kumlar dökülür gözlerinden
 

Şubat 1, 2008 | Yorum Yaz
Sayfalar: Önceki 1 2 3 4 5 6 7 Sonraki