TRUVA

TRUVA

İnce merdivenlerinde karnımın
Tahta bir at gıcırdar
İçinde cesur bir süvari alayı
Yelkovana binmiş dörtnala
Güzel kadınlardan bahseder

Gökyüzünden bir ağaç düşmüştür
İçini kurtların kemirdiği

Demir bir topu yuvarlarken rakının ağzına
Surelerini topluyorum ölülerin
Parmak uçlarımda on bir ışıklı bir resim
Bir otel odasında Hera?yla sevişiyor Zeus
?Meryem kaç çocuk yapsın? diye soruyor
 

Gökyüzünden bir çocuk düşmüştür
Babası tahtadan atlar yapar, marangoz

 

Temmuz 15, 2008 | Yorum Yaz

BİR İSTANBUL DAHA!

Pencerelerini kapatıyorsun kitap aralarında
Dudaklarında yarısı sökülmüş bir İstanbul
Yarısını biz uydurduk Sultan Ahmet?ten başlayarak
Öperek alıyorum kuşlarını
Ve uykulu hırkasını gözlerinden
Bir İstanbul daha!

Bir şehri tutup buruşturuyorsun avuçlarında
Trafik direkleri bol ipli kukla
Gözlerinde yeşil bir nar dalı
Nereye koyacağın bilmediğin
Bir yolculuk, eğilip su içtiğin
Ense kökünden uykuya dalmış
Rüzgârgülüne değse uyanacak
Bir İstanbul daha

Ellerinin bir memleketi olur diyorum
Şarap tutmuş bir şaire diyorum
Buğday sarılarında ezilmiş bütün halkına
Kadınlı kanlı bir gecede
Otel balkonlarına diyorum
Sabahında kibrit ateşiyle uyandığım
Bir İstanbul daha

Nisan 21, 2008 | 1 Yorum Var

KEŞİF

Ayrılığı bol bir takvimde
Sayfaları baş aşağı tutmuş
Telefonda sesini tanımaya çalışıyordum

Günlerden bir hafta önü günüydü
Küçük küçük trenler kırpıyordum bakışlarımdan
Sen saçları savruk
Balyoz tutan bir adamı oynuyordun
Ki tarihte
?Demiri bulmak? diye bir şey var

Sabahı bol bir uykuda
Tutup güneşin yoksulluğundan
Pasaportsuz bir beyaza seni anlatıyordum
Şehirlerden bir Asya şehriydi
Büyük büyük kayalar deviriyordum içime
Sen göz kovuklarında deniz
Saçlarından ağlar ören bir kadını oynuyordun
Ki tarihte
?Ateşi bulmak? diye bir şey var

Kırmızısı bol bir sessizlikte
Kelimeleri ipe dizmiş
İhbar ediyordum boylam boyunda uzun özlemleri

Güneş sebepsiz ağaçları vuruyordu
Üstümdeki göğü bozuyordum ekmek alacak kadar
Sen her an çiçek açacak olan
Bir kaysıyı, bir narı, bir elmayı oynuyordun
Ki tarihte
?Yalnızlığı bulmak? diye bir şey yok

Şubat 1, 2008 | Yorum Yaz

ÜÇ ELMADAN ÇOK ÖNCE

Gözlerin her zamanki gibi gençti bu sabah
Göçmen bir yıldız taşıyordun
Sapsarı
Omuzlarından tırmanarak
Soluk bir güneşi parlatıyordu çocuklar

Saçların bol demirli bir liman
Günlerdir yatmaktayım çok ateş çok doğu
Zehirli kent yağmurlarının
Üzerinden atlayarak
Doğduğu güne lanet yağdırıyordu çocuklar

Ellerin hiç görmediğim bir bulvar
Bir Alman şehrinde
Ayrılığın bir yerinden düşmüş gibi
Eline ne geçtiyse çok doğu
Bacak, bacak üstüne atmayı öğreniyordu çocuklar

Kulakların uzun masalların ilk sağırı
Sultan saraylarında kayıp küpe
Ayrılıkla da yaşanabilirdi
Üç elmadan çok çok önce
Bir şey ister gibi tanrıyla konuşuyordu çocuklar

Şubat 1, 2008 | Yorum Yaz

BİR DEĞİL İKİ

Ömrümün çölünü serpiştirip içimdeki masaya
Küçük kum tanelerinden kendime iki göz ördüm

İki gün ışığı
Henüz alışmadığım iki leke
Yakamdan içeri hızla
İki kuşun kanadında
Saate bakmayı öğrendim
Ömrümün annelerini yatırıp derin bir geceye
Büyük umutlardan kendime iki el ördüm

İki zincir
İki alışılmamış şehir gibi
İçinde senin yaşadığın
Uzak bir gök yüzünü
Koklarken büyüdüm

Ömrümün bir var bir yok sevilmelerini atıp boş bir kağıda
Uzun yolculuklardan kendime iki ayak ördüm

İki kırık dal
İki ayrı mevsimde
Tarla kuşlarının gelip konduğu
Çocuk omuzlarından
Tutunarak yürüdüm

Şubat 1, 2008 | Yorum Yaz

GELİŞLERİN ÜZERİNE BİR ŞİİR

Koynumda ter, ölü bir yılan gibi soğuk
Sesimin açmasını bekliyorum
Kendinden memnun kuşlarıyla
Bir göğü iki kez uçuyorum
Üzerimde
Karanlık eşyaların göz yaşı
Bildiğin gibi değil
Bu yüzden üç günde bir
Yaşımın tam hesabını çıkarıyorum

Çocukluğum akşam yemeklerinden kalkıyor
Biraz kolları, biraz dize kadar
Daha ilk adımda
İlişsin diye bir trene
Gözümü kapıyorum

Yağmur bir tarla kuşunu kaç yerinden vurur
Diye, saydıkça bütün gece
Bir sözün civarına seriliyordu yataklar
Bir uçtan bir uca
Leylaklar ve kaç duvar sonra bilmem
Bir çayın dönemecinden
Sen geliyordun

Şubat 1, 2008 | Yorum Yaz

YOKLAMADAN YOK ÇIKTIM

?var? la ?yok?un küçük oyunlarından
sözleri bol Allahlı bir asfaltta
yetişkin kuşların yetiştiği buğday tanelerini sayıyorduk
kutu içinde henüz kıyılmış tütün
incirden yok çıkan 

?koş? la ?dur? un intihar saydığı
bir tren arifesinde
boş bir maviye sarılmış çocukların yüzlerini sayıyorduk
cam üzerine adımı yazmıştım
günlük tıraşımdan yok çıkan
?kalk? la ?otur? un emir kipinde kör olduğu
parmakların göz oyuğunu dolduran
yeşil bir fidan sabahında
kağıt tabletlere mavi mürekkeple yazılıyordu
?burda? dan yok çıkan

Şubat 1, 2008 | Yorum Yaz

BİR HAYAT BIRAKIYORUM

Bir güneş çeviriyorum uykusuzluğumun üstüne
Canımın istediği gibi
Bir güneş beni doyuracak
Bir güneş
Kendimi ihbar edecek kadar parlak
Gözlerimin oyuğunda
Bir güneş birazdan seni doğuracak

Bir yeşil kesiyorum gözlerinin dalından
Yapraklarında ay tırmanıyor en yukarılara
Beyaz bir ay

Ortadan bölünmüş bir saat gibi
Bir ay kesiyorum
Bir ömür?
Gözlerinin geçip gittiği yerlerden
Yeşil bir ay
Çocukluğum arta kalıyor
Koyacak bir yer bulamıyorum
Yıldızlara fırlatıyorum

Bir hayat bırakıyorum kapının önüne

Şubat 1, 2008 | Yorum Yaz

SEVGİLİMSİN

Sevgilimsin
Bir sigara paketinden çekilen
Bulutlu bir türkü
Bir güvercin uçuşu

Sevgilimsin
Bir istasyon bir gar kadar uzak
Katlanılan bir bilet
Bir başka güne

Sevgilimsin
Çiçek ağızlı kuşların açtığı
Polen bir yağmur
Arıların parmak uçlarında damıttığı

Şubat 1, 2008 | Yorum Yaz

HER SABAH

İnce parmaklarıyla çocuklar salınır cağlardan
Kalemde ter soğur
Sayfalarda apaydın bir uzaklık başlar
Toprak tutar beni ayakta
Ki damarlarıma hayat verir
Ekledikçe güneş beni bir diğer güne
Yeşili kim bilir ne zamandır buraya koymuşlar.
Öylesine açsın diye bir çiçek yanı başına
Yahut gözlerine çekilen yolculuktan
Bir elma dalı çalmışım
Bir kitap sapı
Medyan bir bakışla sokağa karışıyorum
Üstüm başım gözlerinin yeşili
Anlıyorum
Anlıyorum beni bulduklarını bir saat çıngırağında

Şubat 1, 2008 | Yorum Yaz
Sayfalar: Önceki 1 2 3 4 5 6 7 Sonraki