İSTASYONLU ODALAR

Tütüne alışmış denizlerden aldık, cama değen parmaklarımızı
Gözlerimiz bu yüzden büyüktür geceden

Sözlerin içinden koşuyorum, maskeli ağır yüklemler çarpa dura
Edatlı sahanlıklar geçiyorum
Bir padişah ki
Sadece sakalları uzar kafes ardından
Koşuyorum.
Süslü bir tanrı yaratmış el işi yeteneğinde çocuklar
Yollarımda övgü ile yalınayak
Alkole alışmış ağaçlardan kestik, fiil basan sözümüzü
Saçımız bu yüzden uzundur sabahlardan

Tılsımı suç olan yalnızlıklardan geçtik, kötü huylu kurbağalardan
Renk veren elbiselerden
Astar bir dünya ki
Duvarda bekleyen nehirler
Dağlarını kitaplar basmış, bıçaklar, silahlar
Geçiyorum.
Gözüm iki tanrı boğmuş içinde, baltalı sulara şarkı gelmiş
Mürekkeptir zamansız akan
Kafiyede bütün Pazartesi’ler eskir
Yüzümün kadranında durunca zaman

Her sabah ellerimi çalar küçük kasaba bandoları
Tüylerini toprakla yıkamış kuşlar dahi aranır.
İstasyonları olan odalar çizerim
Sokak arkası bir kaçak vurulur diye. 
 

Şubat 1, 2008

Diğer Şiirlerden



Yorum Yazabilirsiniz