ŞİİR OYUNLARI

Tarih: Şubat 1, 2008
Kategori: Yeni Şiirler | Yorum Yaz

Çocuklar şiir topluyor cam kırıklarından

Uzayan bir Cuma şimdi bu asfalt
Zift ile yoğrulmuş parmaklarım var
Daha yeryüzü daha tabiat
Uykusundan uyanmazken
Yıkılmış köyler arasında kaç çocuk topluyorum
Çocuklar ki her yaz
Şiir toplardı cam kırıklarından
Kadınlar şiir topluyor narinci bahçelerinden

Papatya falına bakar gibidir adımları
Bir çocuk düşer ya içinden neyse!
Çok uzağa atar birini
Kızıl bir güneş taşır parmaklarında
Öteki; bir baraka, bir pencere
Gıcırdayan bir değirmendir
Kör bir attır
Kaç yaşında öleceğini hesaplar
Kadınlar şiir toplarken narenci dalından

SEN KEHRİBARSIN

Tarih: Şubat 1, 2008
Kategori: Yeni Şiirler | Yorum Yaz

Saman kokuları arasında küçük oyunlar oynuyoruz
Yaşlanmışız, bilemedin yedi
Önceki yıllardan almışız adımızı
Sen kehribarsın
Ben kuşların vurduğu incir kokusu

Küçük adımlarımız uzuyor bir çağdan ötekine
Yaşlanıyoruz durmadan, bilemedin bir kaçak ertesi
Sınırlardan uzatıyoruz elimizi
Sen kehribarsın
Ben adımı kekeleyen toprak korkusu
Gözlerimizde kuyum zamanların işçiliği
Sokakları tanımışız, göğsümüzden başka zaman yok
Susuyoruz, dilimizde bir parça tuz
Sen kehribarsın
Ben avuçları ateş bir saman hırsızı

AYNALAR

Tarih: Şubat 1, 2008
Kategori: Yeni Şiirler | Yorum Yaz

Gözlerimin sol yanında bir yaprak humması
İyice terli bir sokak

Lambalar erkenden küsmüş hayata
Büyükçe sevişiyoruz ıslak bir mendil dilimiz şimdi
Bir kağıt parçası, dağılmış tuz, yunmuş ateş
“dörtnala…” diyor ustam, “dörtnala…”…

Bir yerleri yağmur tutmuş
“İstanbul” diyor ustam, “İstanbul!”

Erkenden bir çölle yutuyoruz şarkıları
Öylesine geniş, öylesine kum
Kaç avucu vardır zambakların
Sen kımıldayıp dururken böyle boylu boyunca

Aynaların iksirini soruyor bana çocuklar
Dönüp kendimi anlatıyorum üç ay önce

İKİ SABAH

Tarih: Şubat 1, 2008
Kategori: Yeni Şiirler | Yorum Yaz

Sonbaharla bir, pul pul serpilir hüzün, ekşi duran yıldızların gözlerinden takılı kalan uzaklıktır gözümüze şehirler ve ayartılmış bir mecaza yaslanır adlarıyla, sanlarıyla, insanlarıyla…

Ucu yanmış bir yataktan kalkmış bu sabah
Kurşuna elini vermiş dudağında mendil ile dolaşır
Üşür yastığın gri bulutlara çarptığı düşlerde
Tutuşur bakışları
Güneş başını uzatır gözlerinden

Yıpranmış şiirlerin arasında, tütmeden ekmeğin türküsü, kavganın yaprağına sarılmış tütünden karışmak dünyanın bütün halklarına, bir bir sevmek her insanı ve dünyayı ve dünyadakileri…

Çıralı bir hayat taşır çiçek kurusu kollarında
Bol bulutlar ve yağmura aldırmadan
Sıcaklığını katar ekmek arasına
Çocuklar aşksız kalmasın diye
Kır çiçekleri bırakır yatağına

Hangi şehri koşsam daha ilk yudumunda hasretin aşklar da birikir masama, bir resmin uzaklığına hiçbir güvercin konmaz, bir anının ansızın resimleşmesine kadar ki bu yüzden sabahları güvercinler uyandırır bütün gemileri

Küçük dilimini ısırıp dudaklarının
Uzak dağlara dönünce göğsü
Mavisi eksilir okumaların
Sanılır ki gökyüzü
Gözlerinden bir deniz alıp gitmiştir

Saçları taranmış bir palyaçonun sırtında getirilmiş bulutlarla mühürlenmiş her sözün içinden kendimize bir yalnızlık sofrası kurarız daha ilk “günaydın” hisselerinde, yalın bir hayat içine geçişli adımlara hazırlanırken şehir sularına geç kalmış yüzüm, erkenden öldüm.

Güzelliğini sayarak kalkar yatağından
Boynundan geçer eylüle ağlayan vapurlar
Eskimiş bir ayrılığı alır kıyılardan
Rüzgâr essin diye hafiften gülümser

SÖYLEŞİLER

Tarih: Şubat 1, 2008
Kategori: Yeni Şiirler | Yorum Yaz

Serin kokulu amentülerle, ağlamaklı duran sigaraların
Bir gece arifesinde söyleşisi

Yıktığım mermerlerden kan akıyordu, merdivenleri boynuna dolanan bir kadın,
Lanet ağzı açılmış bir yontu,
Kusmuğu bol bir tabiatta, çömleğini yakan usta ateşle
Kalabalık bir tanrı üzerine, kalın çizgiler çizildi
Kül, dağılmadan suya
Yazısı masmavi
Peygamberler doldu
Hangi elimde gülsen
Sana bir pencere açıyordum.
Boynu kurdelelerden eğilmiş lambalarla, yeşilini bozan yaprakların
Bir su eskisinde söyleşisi

Gecenin bakırının alındığı bir saatte, masaya konan lavantalara imrenen bir kadın
Kokusu gerdanına sinmiş bir mezar
Hüznü bol bir tabiatta, avcısını bekleyen bir hevesle
Çoğalmış bir siluet üzerine, mimlenmiş bir adam konuldu.
Işık, basmadan bileğimi
Kanı masmavi
Yıldızlar doldu
Hangi elimde bekletsem
Üzerine yağmurlar yağıyordu.
Kipliği “belki” olan bir adamla, ipeği bol olan kadınların
Bir şiir sinmişliğinde söyleşisi

Caz bir yanılsama ile konuşan adam, ırmakları pergelle akan kadına
Uzaktan oyuncaklar gibi
Baldırında sigara söndüren bir gecede, şöyle diyordu;
“Eşitlik en ilkel isteğimizdir” re minör dudaklar düştü
Ses, boğarak gırtlağımı
Yüzü masmavi
Ölümler çoğaldı.
Hangi elimi uzatsam
Dar duruyordu bedenimde şarkı

Sayfalar: 1 ... 3 4 5 6 7 ... 13