HER SABAH
Tarih: Şubat 1, 2008
Kategori: Yeni Şiirler | Yorum Yaz
İnce parmaklarıyla çocuklar salınır cağlardan
Kalemde ter soğur
Sayfalarda apaydın bir uzaklık başlar
Toprak tutar beni ayakta
Ki damarlarıma hayat verir
Ekledikçe güneş beni bir diğer güne
Yeşili kim bilir ne zamandır buraya koymuşlar.
Öylesine açsın diye bir çiçek yanı başına
Yahut gözlerine çekilen yolculuktan
Bir elma dalı çalmışım
Bir kitap sapı
Medyan bir bakışla sokağa karışıyorum
Üstüm başım gözlerinin yeşili
Anlıyorum
Anlıyorum beni bulduklarını bir saat çıngırağında
İKİ YOL
Tarih: Şubat 1, 2008
Kategori: Yeni Şiirler | Yorum Yaz
Mavi bir zil çalıyor sonra
Ölümüne bir kumaş çekiyorum derime
Çocuklar taşlarla göğü kırmakta
Derinde damarlarımda iki kalbe açılan
İki uzun yol
Birinden sen gelirsin
Bir istasyonu yüklenmiş gelirsin
Bir bulutu kalçasından tutup
Kuşların önüne attığın o imkânsız provada
İki uzun yol
Birinden çekip gidersin
Bir manzarayı ayaklarına dolamış gidersin
Bir haziranı çekip saçlarından
Temmuz sabahına boğduğun o bıçakla kemik arası
İnce sızıda
Kalışım
Biraz da babama benzemekte
AMENTÜ
Tarih: Şubat 1, 2008
Kategori: Yeni Şiirler | Yorum Yaz
Ellerimin üzerinden küçük parmaklar geçiriyorum
Bir köprüden geçer gibi bir arabanın
Şiir olduğunu biliyorum koştuğum sokakların
Kapıların birer dize
Kapı çalmaların unutulduğu
Bir sigara yakarım daha
Gözlerimin küçük semt pazarlarında
Uzar beni bekleten kalabalıklar
Ve ömrümün ilk yarısını terk ederim
Salkımına sarılan bir üzüm gibi
Yahut salıncaktan bulut yapan bir çocuk
Uzanırken bir akarsu gibi bir göğe
Yüzün olduğunu düşünürüm daldığım bütün düşler
Göz kapakların bir dizedir
Kalem tutmaların unutulduğu
Bir şarap sararım daha dudak aralarıma
Topraktan çaldığım amentüler daha
Patlamamış bir elmanın ilk günahı
Sızlanmaya başlıyor işte ateş
İşte ilk “vur emri” tanrının
Muharip bir insanı doğrulasın çamur
Ve insanlığın kendini doğrulaması çamurla
Ben gözlerine baktığım zaman
Gök, bir yağmurdan dönüyordu.
Yeşil, ilk çekirdeği ilk elmanın daha
Gözlerinde duruyordu.
HÜVİYET
Tarih: Şubat 1, 2008
Kategori: Yeni Şiirler | Yorum Yaz
Terli ceplerinde bir akarsu dağınıklığı
Gözlerinde perdeleri örtük bir “acaba!”
Zehir kıvamında bir cumayı ağırlıyor gök
Karanfiller bildiğimiz karanfil
Camlar bildiğimiz cam
Ellerinin arkasına kalın bir yaşam çekmiş
Çarşambadan anlamış perşembelerin hiç de güzel olmadığını
Çok uzaktan süt taşımış anasının memelerine
Çok uzaktan sevmiş bir kadını
Denizin sarhoş olduğunu söyleyip dururdu
Bir iki türkü bir iki de şişe
Herkesten erken kalkmadı bir yolculuktan
Herkesten çok karanfil ya da.
İçkiyi tentürdiyot gibi kullanırdı
Parmakları arasında pamuk levhalar kendini bulurdu
Demir dökülürdü dişlerinden kendini tamamlardı
Aylar süren yolculuklardan dönerdi
Konuşmadan önce
Bir sayfanın ortasına bıraktı kendini başka bir hüviyet olarak
Kırık camlardan çıkardı yaşının tam hesabını
Ki su yağmasa yağmur yağacaktı gözlerinden
VAPURU KIRIK ÇOCUKLAR
Tarih: Şubat 1, 2008
Kategori: Yeni Şiirler | Yorum Yaz
Alnımda ayaklanmış dört gece, saman yolunu seviyorum, gömleğim kirli belleğidir sokakların
Nar ağacı oyunlarından kalkmışız
Gökte baş aşağı bir karanlık
Ay kaldırım orospusu şimdi
Sol tarafıma bir deniz koymuşlar
“Vapuru kırık çocuklardım” diyorum
Gözümden kalkmışım dört sabah sonra, pencereleri seviyorum, yüzüm aynaların anlattığı bir masal
Sen yer değiştiriyorsun güzelliğinden
“Elma bahçelerinde bir bulutsun” diyorum
Atım bir rom kadehi şimdi
Boğazımın şafaklarına bağlanmış
Alışkanlık üzerine pantolonumu giyiyorum