Kibrit Kutusu

HARİTA

İçimde denizi dağıtıyor ellerin, süzün puntosu, bakır beceriksizlikler
Gümüş oksit bir şaşkınlık gözlerinde, dilinde zehir zemberek bir yağma
Ben kendimi yıldızlara vuruyorum, küskünlük değil
Kömürü, türküsü ve yüzündeki yaralarıyla
Bir bahar aldanışıdır… Uzun bir “şerefe” kaldırır beni topraktan
Damların uçuk benziyle kuşlara seslendiği,
Bitmeyen gökleriyle ne varsa… Ne varsa!
Bulunmuş küçük bir pencereden
Öfkemi sayısal koordinatlarda söze buladım.
Bu meridyen, bu kalbim üstünde bir ray gibi açılan
4 dakikalık bir kardeşlik değildir coğrafya

Sesimde tüm renkler sana çalıyor, kara bir zambak dişlerimin arasında
Bir şarkıdır şimdi kalem kokuları, kâğıt yanıkları, söz sıcağı, kelepçe ağzı
Tohum, toprak, hava, nem… Saçına rüzgâr topluyorum, salınsın
Salınsın takvim yaprakları, günün düşen ışığı,
Kötü bir hayat erir elbet, yazılmış yazgı,
Şimdi sular kötü bir alışkanlıktır sana bakınca
Sigara, tükenen ay, yıpranan hançer, boynumun karanlığı
Asi bir tütün, küstah bir seremoni
Tozlu denizler anlatayım, kaçıncı intiharları karanlığın
Kalçaları ile kitaplara değen kadınlar, yeni cümleler kuruyorum
Kenti güzelse gösteren kadınlar, başımda bir arpa yağmuru, devrik
Bir kırlangıç kırsalı, şiir küçük bir su kovasıdır omzum üstünde
Kıyısına inen gök kuşlarının, telaşıdır bizi şaşırtan
Yaşadığımız toprak, ekmek olan toprak ev olan toprak, baba olan toprak
Bir meridyen boşluğu şimdi kalbim, 4 dakika
Üstünde bir ray gibi açılır damarlarım, sızlar gönye
Hiçbir pergel yayında kalem gülmez


Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22