İKİ SABAH

Tarih: Şubat 1, 2008
Kategori: Yeni Şiirler

Sonbaharla bir, pul pul serpilir hüzün, ekşi duran yıldızların gözlerinden takılı kalan uzaklıktır gözümüze şehirler ve ayartılmış bir mecaza yaslanır adlarıyla, sanlarıyla, insanlarıyla…

Ucu yanmış bir yataktan kalkmış bu sabah
Kurşuna elini vermiş dudağında mendil ile dolaşır
Üşür yastığın gri bulutlara çarptığı düşlerde
Tutuşur bakışları
Güneş başını uzatır gözlerinden

Yıpranmış şiirlerin arasında, tütmeden ekmeğin türküsü, kavganın yaprağına sarılmış tütünden karışmak dünyanın bütün halklarına, bir bir sevmek her insanı ve dünyayı ve dünyadakileri…

Çıralı bir hayat taşır çiçek kurusu kollarında
Bol bulutlar ve yağmura aldırmadan
Sıcaklığını katar ekmek arasına
Çocuklar aşksız kalmasın diye
Kır çiçekleri bırakır yatağına

Hangi şehri koşsam daha ilk yudumunda hasretin aşklar da birikir masama, bir resmin uzaklığına hiçbir güvercin konmaz, bir anının ansızın resimleşmesine kadar ki bu yüzden sabahları güvercinler uyandırır bütün gemileri

Küçük dilimini ısırıp dudaklarının
Uzak dağlara dönünce göğsü
Mavisi eksilir okumaların
Sanılır ki gökyüzü
Gözlerinden bir deniz alıp gitmiştir

Saçları taranmış bir palyaçonun sırtında getirilmiş bulutlarla mühürlenmiş her sözün içinden kendimize bir yalnızlık sofrası kurarız daha ilk “günaydın” hisselerinde, yalın bir hayat içine geçişli adımlara hazırlanırken şehir sularına geç kalmış yüzüm, erkenden öldüm.

Güzelliğini sayarak kalkar yatağından
Boynundan geçer eylüle ağlayan vapurlar
Eskimiş bir ayrılığı alır kıyılardan
Rüzgâr essin diye hafiften gülümser

Diğer Şiirlerden



Yorum Yazabilirsiniz